Haber / Yorum / Bildiri

TKP – 1920’den Açıklama: ABD ve İsrail Ortadoğu’da ateşle oynuyor

İran’a saldırılar hemen durdurulmalıdır!

ABD haftalardan beri İran’ı iki askeri uçak gemisi ve sayısız savaş gemisiyle kuşatıyor, geçen senenin Haziran ayındaki saldırılara İsrail ile birlikte yeniden başlanacağını ve bu kez İran’a diz çöktürüleceğini ilan ediyordu. Bir yandan İran’la görüşmeler yapılırken, diğer yandan bu hazırlıklara hız veriliyordu. ABD ve İsrail’in niyetinin diyalog değil, saldırı olduğu her gün daha bariz ortaya çıkıyordu.

Hazırlıklarını tamamlayan ABD ve İsrail 28 Şubat 2026 sabahından itibaren uluslararası hukuku hiçe sayarak İran’a saldırıya geçtiler. Binden fazla hedefi bombalamaya başladılar. Bu bombardıman sırasında İran devriminin dini lideri Hamaney ve önde gelen birçok üst düzey askeri komutan öldürüldü. İran bunun intikamının alınacağını açıklayarak başta İsrail olmak üzere Katar’da, Bahreyn’de, Kuveyt’de, Birleşik Arap Emirlikleri’nde, Suudi Arabistan’da, Irak’ta bulunan ABD üslerine saldırıya geçti ve bölgede, bu arada Türkiye’de bulunan diğer ABD üslerinin de hedefte olduğunu bildirdi. Görülen o ki, Ortadoğu’da sonunun zor kestirilebileceği bir savaş dönemi başladı.

ABD ve İsrail’in bu kez İran’da bir rejim değişikliği gerçekleşinceye kadar saldırılara devam edileceği açıklamaları dikkate alındığında, başlayan savaşın tüm Ortadoğu’ya yayılacağına kesin gözüyle bakılmaktadır. Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Fidan saldırıları protesto etmek yerine, ABD’yi, Trump’ı kızdırmamak için başlayan saldırılar karşısında “üzüntü ve endişelerini” bildirmekle ve “anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi” gerektiğini açıklamakla yetindiler. Saldırıların “Netanyahu’nun kışkırtmalarıyla” başladığını açıklamaya kalktılar.   

Şüphesiz bu saldırılarda Netanyahu’nun, İsrail’in rolü büyüktür. Çünkü İsrail Filistin sorununu istediği gibi çözmekte ve Ortadoğu’da kendi hegemonyasını kurmakta kendisine en büyük engel olarak İran’ı görmektedir. Bunun için İran’ın nükleer bir güce ve füze sistemlerine asla sahip olmaması gerekmektedir. İran ise Rusya ve Çin’in desteği ile bu konuda önemli bir mesafe katetmiş durumdadır. Bu nedenle İsrail uzun zamandan beri İran’ı kendisine bir “tehdit” olarak görmekte, ABD ile birlikte İran’ın nükleer gücünü ve füze sistemini tahrip etmek için İran’a karşı bir saldırı planlamaktaydı. Geçen senenin Haziran ayında yapılan saldırı İran’ın beklenmedik füzeve dron saldırısı karşısında kesilmek zorunda kalmıştı. Şimdi ise hem ABD hem de İsrail’in daha iyi hazırlandıkları tahmin ediliyor.

Trump için İran’a saldırının boyutu ve hedefi daha büyüktür. Nükleer silaha ve uzun menzilli füzelere sahip olan bir İran ABD karşısında dokunulmazlık elde etmiş olur. Bu ise ABD’nin dünyada kurmak istediği hegemonyaya karşı bir tehdittir. Bu nedenle ABD böyle bir tehdit doğmadan İran’ın nükleer tesislerini, füze sistemlerini İsrail’le birlikte bombalamaktadır. Bu kez sırf bombalamakla kalmıyorlar, İran’daki radikal Şii “Molla” rejimine son verip ABD ve İsrail “dostu” bir rejimin gelmesini hedefliyorlar. Hamaney ve üst düzey komutanların öldürülmesiyle bu yönde bir ilk adımın atıldığından hareket edilmektedir. En azından ABD ve İsrail bunu başarmakta iddialılar. Ama belirleyici olan sonunda İran halkı olacaktır. Halka rağmen, halkın çıkarlarına karşı olarak değiştirilecek rejim yeni bir diktatörlük olacaktır.

ABD’nin İran’a saldırmasının bir diğer nedeni de, İran gibi zengin petrol ve gaz yataklarına sahip bir ülkenin kaynaklarını ele geçirmek, sömürmek, Çin, Rusya gibi rakiplerinin bu zenginlikleri kullanmasını engellemek, dünya çapında yürüyen hegemonya mücadelesinde İran’ın diğer Ortadoğu ülkeleri gibi ABD’nin yanında yer almasını sağlamaktır. Böylece Rusya’yı güneyden de kuşatma planı gerçekleşmiş olacaktır. Şimdiye kadar İran, Rusya ve Çin’le beraber hareket etmiş, Çin’in petrol ve gaz ihtiyacının büyük bir kısmını karşılamış, Çin ve Rusya öncülüğündeki BRİCS devletler topluluğuna katılmış, Ukrayna savaşında Rusya’yı desteklemiş, her bakımdan ABD’nin gözüne batmıştır. Trump’a göre İran’ın bu durumuna son vermenin zamanı gelmiştir. ABD, özellikle Çin ve Rusya ile dünya ölçüsünde girişeceği hegemonya mücadelesinde İran’ın kesinkes ABD’nin yanında yer almasını istemektedir.

Şimdi hem askeri hem siyasi olarak ABD İran’a baskı yapmakta, „Molla” rejimini bertaraf ederek İran’ı kendisine bağlamaya çalışmaktadır. Bunun için Şah’ın oğlunu bile hazırlamaktadır. Ama ABD bu hesapları yaparken İran halkının kendi yanında olduğunu sanıyor. İran halkı demokrasi ve özgürlük istemektedir. ABD’nin isteği ise kendinden yana bir diktatörlüktür. İran Komünist Partisi TUDEH, ABD’nin ve İsrail’in ülkeye saldırısına kesinkes karşı çıkmakta, bu saldırıları memnuniyetle karşılayanları kınamakta, saldırı “vatanımızın ulusal egemenlik ve bağımsızlık hakkının açık bir ihlalidir!” demekte, saldırıyla yapılmak istenenin “İran’ın tiranlık boyunduruğundan ve mevcut diktatörlük hükümetinden kurtuluşunu müjdelemek bir yana, İran’ı güçlü bir bölgesel ülke olarak yok etme ve Velayet-i Fakih rejimini, muhaliflerine karşı kanlı bir baskı programı ilan etmiş olan bağımlı ve otoriter bir hükümetle değiştirme girişimi” olarak belirtmektedir. TUDEH’e göre saldırılar mevcut tiranlık ve diktatörlük boyunduruğundan kurtuluşun habercisi değil, mevcut hükümeti despot bir rejimle değiştirme girişimidir. “İran Tudeh Partisi, İran’daki tüm ulusal ve özgürlük yanlısı güçleri ve dünyadaki tüm barışsever ve ilerici güçleri, bu kritik ve kader anlarında el ele vererek, İsrail ve Amerikan emperyalizminin vatanımıza yönelik bu saldırganlığına son vermek ve barışı tesis etmek için tüm güçleriyle birleşmeye çağırıyor.”

TKP – 1920 TUDEH’in çağrısını destekler, ülkemizdeki tüm demokratik ve barışsever güçleri ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarına karşı çıkmaya, Cenevre’de uluslararası bir katılımla İran’ın nükleer programı ve füze sistemi üzerine görüşmelere hemen başlanması için harekete geçmeye çağırmaktadır. ABD’nin dünyada kurmak istediği hegemonyaya karşı çıkılmalıdır. Bir devletin, rejimi nasıl olursa olsun bir başka devletin içişlerine karışma hakkı yoktur. Uluslararası sorunların çözüm yeri Birleşmiş Milletler olmalıdır.

TKP – 1920   www.tkp-online.com

Bir yanıt yazın